Modern iş yaşamının getirdiği yoğun tempo, uzun çalışma saatleri ve belirsizlikler, çalışanların ruh sağlığını doğrudan etkileyen başlıca stres kaynakları arasında yer almaktadır. İş yerinde geçirilen sürenin artması, bireylerin beslenme alışkanlıklarını da derinden değiştirmekte; stres altında verilen yeme kararları, çoğu zaman fizyolojik açlıktan çok duygusal ve psikolojik tetikleyicilere bağlı olmaktadır. Bu noktada hedonik açlık kavramı, biyolojik enerji ihtiyacı dışında, yalnızca lezzet, koku ve görsel uyaranlar nedeniyle ortaya çıkan yeme isteğini tanımlamaktadır (Köse & Şanlıer, 2015). Hedonik açlığın, özellikle yüksek yağ ve şeker içeren gıdalara yönelimi artırdığı ve bu durumun uzun vadede obezite ile ilişkilendirildiği bilinmektedir (Tomiyama, 2019). Farklı meslek grupları, iş yükü, kontrol düzeyi, sosyal destek, çalışma saatleri ve fiziksel aktivite imkânları bakımından birbirinden ayrışmaktadır. Bu farklılıklar, çalışanların stresle başa çıkma mekanizmalarını ve dolayıs...
Günümüz rekabet koşullarında ambalaj, ürünü fiziksel olarak korumanın çok ötesinde bir işlev üstlenmektedir. Tüketici ile marka arasında kurulan ilk temas noktası olan ambalaj, aynı zamanda marka vaadinin, kalite algısının ve kurumsal kimliğin somut bir yansıtıcısıdır. Literatürde "sessiz satıcı" olarak nitelendirilen ambalaj, tüketicinin raf önünde verdiği satın alma kararında belirleyici rol oynamakta; marka sadakatinin oluşmasında da kritik bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Ancak ambalajın bu iletişimsel gücü, yalnızca üzerine basılan görsel unsurların kalitesine bağlı değildir. Ambalajın üç boyutlu formu, üretim sürecindeki teknik kararlar, kullanılan malzemenin fiziksel özellikleri ve ürünün perakendede nasıl sergileneceği, marka mesajının tüketiciye doğru ve bozulmamış biçimde ulaşmasını doğrudan etkilemektedir. Özellikle karton ambalajlar, maliyet etkinliği, baskı kolaylığı ve çevresel sürdürülebilirlik avantajlarına rağmen, konstrüksiyon aşamasındaki ihmal ve h...